Atlı TuraÇevir
Bozkır kültürünün vazgeçilmezi olan at ve bundan doğan atlı kültür Anadolu’dan Orta Asya’ya köklenen bir derinliğe sahiptir. Orta Asya ve Anadolu’da mevcut atlı oyunlar ve spor etkinlikleri, bölgenin zengin at kültürünü ve tarihini yansıtır. Bu oyunlar, atların Orta Asya toplumlarında yaşamın bir parçası olduğu gerçeğini vurgular, geleneksel değerleri ve becerileri canlı tutar. Türklerin oynamış olduğu oyunların izlerinin dönem kaynaklarında var olması onların yaşayış ve kültürlerini belirleyebilmek yönünden önemlidir. Bu oyunların günümüze nasıl taşındığının ipuçları ise kültürün ne ölçüde korunduğunun cevabını bize verebilir.
Kurallarını ve kıyafetlerini dahi inanç ve törelerden alan geleneksel sporlar, Türk milletinin gelenek, görenek ve hasletlerini ortaya koyan canlı ve uygulamalı örneklerden olup, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılan sportif, folklorik değerleridir (İşler-Hergüner, 1999: 249). Türklerin oynamış olduğu oyunları bilmek, bu oyunlar dâhilinde onların kültürel yaşamlarını anlamak demektir. Dönemin oyunlarıyla şimdiki oyunları karşılaştırarak bu kültürel aktarımın ne kadar gerçekleştiği de tespit edilebilir. Gerçekten de 11. yüzyılda yazılan Dîvânu Lugâti't-Türk'te geçen birçok oyunun günümüzde de aşağı yukarı aynı şekilde devam ettiğini görmek Türklerin geleneklerini hala koruyabilmiş olduklarını göstermesi bakımından sevindiricidir. Tura kelimesinin tarihi sözlük literatüründe muhtevası şu şekilde tezahür eder. Dîvânu Lugâti't-Türk’te tugrag/tuğra/tura kelimesi hakanın mührü, buyrultusu şeklinde geçmektedir (Kaşgarlı Mahmud, 1985: 462). Lehçe-i Osmanî’de ise tura oyunu ifadesi geçmekte ve turanın örme top olduğu belirtilerek davul turası, ipek tura veya kamçı gibi anlamları ile malzemeye vurgu yapılmıştır (Ahmed Vefik Paşa, 1306: 545). Lehçetü’l-Lügat’te de “tura ki onunla birine vururlar...” ifadesinden başka oyun ile ilgili bir detay bilgi vermemektedir (Şeyhülislam Mehmed Esad Efendi, 1270: 565). Kamus-ı Türkî’de tura, tuğra yahut dura için dört anlam verilmiştir. Bunlardan ilk üçü oyunun ana malzemesi ile tutarlı olup ilki tura oyun oynamakta yani vurmakta kullanılan örme, mendil ve kuşak vs. ikincisi diğerinde olduğu gibi kös, davul veya trampet gibi şeylere vurmaya mahsus ip veya çomak üçüncüsü kamçı, örme kırbaç şeklindedir. (Şemseddin Sami, 1996: 897) Derleme Sözlüğünde ise “kıvırılarak sıkıştırılmış iplik çilesi; kimi oyunlarda ebeye vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil ve düğünlerde oynanan bir çeşit oyun” şeklinde bahsedilen oyun ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Türkçe Sözlük'te de yer bulan tura maddesinde “tuğra; halat gibi örülmüş iplik çilesi; bazı oyunlarda vurmak için kullanılan mendil; ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan veya yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu” olarak verilmektedir. Bilinen en eski zamandan bugüne tura ve tura oyununun bilindiği ve oynandığı malum ise de detayları ile ilgili hayli sınırlı bilgi bulunmaktadır. Tura ana malzemesinin yer aldığı farklı oyunlar Anadolu’da yer almaktadır. Kazıklı tura oyunu ve aşıkla tura oyunu gibi adında tura geçen oyunlar olduğu gibi yine oldukça kıvrak bükülmüş mendil ve buna benzer kumaş parçası yani tura ile oynanan battı battı oyunu, kızdı kızdı oyunu, kuşumun başı oyunu, kör at kazığı oyunu, bir kör iki kör oyunu gibi oyunlar da farklı oyunlardır (Şemseddin Sami, 1996: 897). Antik çağlardan modern zamanlara dünya masal oyunlarının resimli oyun kitabının yazarı Thomas Hyde, Doğuluların Oyunları kitabında tura oyununu yukarıda anlatılanlara benzer şekilde tanımlar (Hyde, 1694: 171-172).
Tarihi süreçte piyade olarak görünen oyununun Anadolu’da farklı versiyonları görülmüştür. Adıyla müsemma oyunun ana malzemesi tura olup bu defa at üzerinde oynanmakta ve “Atlı Tura” olarak tanımlanmıştır. Anadolu'da Atlı Tura oyunu, genellikle geleneksel köy festivalleri, panayırlar veya özel etkinlikler gibi topluluk tabanlı kutlamalarda oynanır. Atlı Tura, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde ve köylerinde popüler bir geleneksel eğlence olarak kabul edilir. Bu oyun, özellikle Türkiye'nin iç bölgelerinde, Anadolu'nun kırsal alanlarında görülür. Düğünler, köy festivalleri, yörük göçleri ve diğer kültürel etkinlikler oyunun oynanma yerleridir.
Atlı tura oyunu; genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde sünnet ve evlenme törenlerinde, Hıdırellez, koç katımı, hasat derleme, bahar ve millî bayramlarda ve özellikle de düğünlerde oynanır. Genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde çarşamba, perşembe, cuma günlerinden birinde oynanır.
Atlı Tura, bir takım oyunudur. Oyunculara çeribaşı adı verilir. Oyun alanı; 70m. eninde 120m. uzunluğunda çimenlik ya da toprak alanlar kullanılır. Bu alanın tam ortasına (60m.) kireç ile bir çizgi çizilir. İlk çizgilerin üç metre gerisinde atların uzunluklarının sığacağı şekilde ikinci bir çizgi çizilir. Her at sığacağı şekilde oyuncu sayısına göre bölmeler yapılır. Son çizginin gerisine 1m. yükseklikte ağaçlar çakılarak set yapılır. Atlı tura oyunu; Afşin, Göksun, Gürün, Sarız, Darende, Akçadağ ve hatta Elbistan’ın dağlık köylerinde oynanmaktadır (URL-1).
Tura, oyunun ana malzemesidir. Çelik-çomak oyunundaki çeliğin muadilidir. Tura, öküz tımar edilip taranırken çıkan kılların tekrar tekrar yıkanıp sıkıştırılması ile elde edilen yumruk büyüklüğündeki kıl yumağıdır (Öztürk, 2003: 93). Aynı zamanda oyun aracı olarak 2-3 m. uzunluğunda 6-7 cm kalınlığında urgan ve daha ziyade keçi kılından yer tezgâhında dokunmuş “örme” adı verilen urgan kullanılır (Türkmen, 2019: 1110). Örme 1m. boyunda katlanır ve elle tutulacak şekilde düğümlenir. Düğümün gerisinden el geçirilir ve ipin elden düşmesinin önüne geçilmiş olunur.
Oyuna özgü herhangi bir giysi yoktur. Genellikle üste ipek sarı ve mavi gömlek tercih edilirdi. Altta ise uyluk kısmı geniş ve ayağa doğru paçası daralan o zamanki İngiliz pantolonu tercih edilir, ayakta deri poytun (çizme) olması gerekir.
Atlı tura oyunu dört kategoride yani boyda yapılır:
1. Kategori: 13-15 Yaş arası (talip);
2. Kategori: 16-18 Yaş arası (çırak/şakirt);
3. Kategori: 19-22 Yaş ve üstü (kalfa);
4. Kategori: 23 ve üstüdür (usta).
Cüssesi yerinde olanlar veya daha önceki müsabakalarda başarı göstermiş atlı tura oyuncuları hakem (aracı) heyeti tarafından bir üst kategoride oynatılabilirler.
Oyunda kullanılan atların cinsine dikkat edilmez. Doru atlar özellikle alacalı atlar tercih edilirdi. Alacalı veya benekli atlara kutsal gözüyle bakılırdı. Atın yetiştirilmesini sahibi olan ve oyuna çıkan kişi yapardı. Zengin kişilerde, Türkmen beyleri veya Yörük başlarının özel seyisleri olurdu. Oyun atlarının alnının ortasına gelen üçgen şeklindeki cep kısma Türk bayrağı asılır. Kadınlar tarafından elde veya klasik tezgâhlarda örülen at süsleri ve takımları birçok rengi bir arada bulundururlar. At süsleri atın göğsünden başlar kuyruğuna kadar devam eder. • Atın kulak dibine püsküller takılır. Bu süsler ev halkının marifetini gösterir. Evlenmemiş olanlar yavuklularının tülbentlerini takarlar. Oyun alanı Türk bayrakları ile süslenir. Özellikle de bir sırık dikilir ve üzerine Türk bayrağı çekilir. Yine Türk bayrağının yanına tulga dikilir.
Atlı tura oyununda müzik olarak davul zurna kullanılır. Genel olarak Köroğlu ve bazen de Cezayir havası çalınır (Türkmen, 2019: 1111; Mirzaoğlu, 2003: 123-124; Erkan, 2015: 75).
Oyun alanına geliş, oyunun başlaması için önemli bir noktadır. İzleyicilerden birisi bayrak bağlanmış ve tepesinde elma çakılı olan iki metre uzunluğunda değnekle önde, atlı oyuncular ve seğmen (sağmen) dedikleri düğüne iştirak eden izleyiciler arkada, davul eşliğinde oyun alanına gelirler. Oyun alanına gelirken Efe oyununa benzer oyunlar oynanırdı. Oyun alanına gelişte ve yerleşmede kız tarafına öncelik verilirdi. Oturma düzeninde yan çizgilerden 10 m boşluk bırakılır. Boşluğu bırakılmasının sebebi atların oyun alanından çıkıp seyircilere zarar vermemesidir. Çizginin 10 m. gerisinde kadınlar, 2 m. arkasında da erkekler otururdu.
Hakem olarak atlı tura oyununu oynamış, çevresine güven vermiş ahlaklı kişiler seçilirdi ve bunlara “aracı” denilirdi. Oyunda iki (2) hakem görev yapar. • Böyle seçim yapmaktaki asıl neden taraf tutmanın önüne geçmektir. Müsabaka orta çizgide iki hakem anlaşmazlık durumunda da yan tarafta oturan “Hökümlü kişi” (saygın ve yaşlı) devreye girerdi. Aksakallar Atlı tura oyunlarında Aracılarla birlikte Aksakal görevini “hökümlü” denilen saygın ve yaşlı kişi üstlenirdi. Sözü dinlenen bölgede sevilip sayılan saygın kişi olan Aksakalın görevi; oyun esnasında ve sonrasında çıkan olaylara müdahale etmek ve ortamı yatıştırmaktır. Atlı tura oyununda Aksakalların görevini ifa eden kişiye Orta Asya Türk toplumlarında “El Yakşisi” de denilmektedir (Türkmen, 2019: 1111; Doğan vd., 2021: 5). Anadolu’da “baba”, “dede” veya “dede-baba” kelimeleri de söylenegelmiştir. Bu çok sert mizaçlı oyun sırasında zaman zaman taraflar arasında kavgalar çıkabilirdi. Bu tür kavgalara meydan vermemek için aracı hakemlerden en tecrübeli ikisi ile “dede-baba” için müsabakanın yapıldığı alanın bitişiğine kule şeklinde bir oturma yeri yapılırdı. Bu kule, oyunları gözlemleyebilecek yükseklikte olurdu.
Oyuna başlama sırasında çeri başları veya oymak beyleri oyun alanının ortasına gelir. Hakem eline at nalını alır ve çeri başlarına dönerek yazı mı tura mı der. Her gurubun çeri başı birini seçer. Hakem hızlı bir şekilde at nalını havaya atar. At nalının çengelli kısmı tura diğer tarafı yazıdır. Hangi taraf gelirse o grup oyuna başlar. Bazı durumlarda ise yumuşak zeminden dolayı nal yere dik şekilde düşer. Böyle durumlarda hakem tarafından atış yeniden yapılır.
Oyun kuralları ise şöyledir: Orta çizgide karşılıklı iki hakem yerlerini alır. Hakemin komutuyla oyuncularda atlarına binip ellerine turalarını alarak yerlerine geçerler. Kurayı kazanan gurup oyuna başlar. Gruptan oyuna ilk başlayacak oyuncu, çeribaşı tarafından belirlenir. Çeri başının belirlediği oyuncu elinde turasını sallayarak rakip oyuncularının yanına yaklaşır ve herhangi bir oyuncuya vurmaya çalışır. Oyuncu rakip oyuncuya vurup kendi çıkış çizgisine ulaşırsa rakip oyuncu oyun dışı kalır. Kendisine tura değen oyuncu rakip oyuncuya çıkış çizgisine varana kadar vurursa, vurduğu oyuncu oyun dışı kalır ve vuramazsa kendisi oyun dışı kalır. Sıra diğer takıma geçer. Oyuna ilk başlayan oyuncu rakip oyuncuya turasını sallayıp vuramazsa, rakip oyunculardan birisine vurulmadan kendi çıkış yerine ulaşmaya çalışır. Vurulursa kendisi oyun dışı kalır. Vurulmazsa oyun yeniden rakip takım tarafından devam eder. Oyuncu kendi oyun alanından çıkış yapıp turasıyla rakip oyuncuya vurursa, vurulmadan kendi çıkış çizgisine ulaşırsa vurduğu oyuncu oyun dışı kalır. Eğer vurulan oyuncu vuran oyuncuya turasıyla vurursa, vuran oyuncu oyun dışı kalır. Çizgi ihlali yapan oyuncu oyun dışı kalır. Oyuncu kaçarken at veya kendisi düşerse centilmenlik misali o oyuncuya vurulmaz ve oyun yeniden düşen oyuncunun veya arkadaşlarının birisinin çıkış yapmasıyla başlar. Oyuncu turasıyla rakip oyuncuya sallar ve rakip oyuncu turayı yakalarsa, turayı vuran oyuncu çekerek, oyuncuyu kendi oyun alanına getirirse rakip oyuncu elenir. Turayı vuran oyuncu elindeki turayı bırakırsa oyundan elenir. Çeri başı dediğimiz oyuncular kendi eşleri ile yer değiştirebilir. Tura her ne şekilde rakip oyuncunun atına değerse vuran oyuncu, rakibe kötü söz söyleyen, aşağılayıcı hareket yapan, rakibe tepik ve sumsuk atan, üç defa çıkış çizgisinde ihlal yapan oyuncu oyun dışı kalır.
Oyunda kazanan takıma ödül olarak genelde üst kategorilerde oynayanlara; aygır, boğa, tosun veya buğra deve gibi kesinlikle erkek mal verilirdi. Alt kategorilere düğün sahibinin maddi gücüne göre kuzu toklu, çebiş, tosun, tay vb. canlı hayvan verilirdi. Ödülleri damadın varsa önce dayı(ları)sı, yoksa amcaları, o da yoksa halası karşılardı.
Sonuç olarak; bugün özellikle Anadolu'nun doğusunda örneklerini gördüğümüz Atlı Tura oyunu, Türklerin atla kurduğu güçlü bağın ve bu bağın sosyal, kültürel ve sportif hayattaki yansımalarının bir göstergesidir. At, Türklerin yaşamında yalnızca bir ulaşım ve savaş aracı olmanın ötesinde, toplumsal dayanışmayı güçlendiren, gelenekleri yaşatan ve bireyler arası etkileşimi artıran önemli bir unsurdur. Atlı tura, doğayla iç içe bir ortamda, binici ve atın uyumunu sergileyen estetik bir oyun olarak öne çıkar. Bu oyun, geçmişten günümüze taşınan köklü geleneklerin izlerini taşır ve oynandığı mekânlarda, hem yerel kültürü yaşatma hem de sosyal birlikteliği pekiştirme işlevi görür. Atlı tura, aynı zamanda toplulukları bir araya getiren, savaş öncesi talimlerin ve şölenlerin bir parçası olarak da karşımıza çıkar. Dolayısıyla, bu oyunun mekânsal organizasyonları, bulunduğu yörenin tarihi ve kültürel dokusuyla uyumlu şekilde tasarlanmalı, atın Türk kültüründeki yeri ve atlı sporların taşıdığı anlam, günümüzde de yaşatılmalıdır.
Kaynaklar
Ahmed Vefik Paşa, Lehçe-i Osmânî. (1306). Mahmud Bey Matbaası, İstanbul.
And, Metin. (1963). "Türk Oyunları Üzerine Latince Bir Kitap". Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, 14(8). No:166.
Arsümer, Ferruh. (1955). Türk Çocuk Oyunlarından Örnekler. İstanbul.
Belek, Kayrat. (2015). "Eski Türklerde At ve At Kültürü (Dünden Bugüne Kırgız Kültürel Hayatı Örneği)", Gazi Türkiyat, 16.
Caferoğlu, Ahmet. (1994). Anadolu Dialektolojisi Üzerine Malzeme II, Oyunlar, Tekerlemeler, Yanıltmaçlar ve Oyun Istılahlar; Konya, Isparta, Burdur, Kayseri, Çorum, Niğde Vilayetleri Oyunları. Ankara.
Demir, Nurettin. (2000). “Çelik-Çomak Oyununun Alanya’nın Köylerinde Görülen Bir Türü”, 1. Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Kongresi, C.II, Sporda Psiko-sosyal Alanlar Spor Yönetim Bilimleri, Ankara.
Demircioğlu: Yusuf Ziya. (1934). Anadolu’da Eski Çocuk Oyunları. İstanbul.
Derleme Sözlüğü. (1993). Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü. C.X, 2.bs., Ankara.
Doğan, Abdullah, Mehmet Gül, Hulusi Böke. (2021). "Malatya’da Düğün Güreşleri ve Ritüelleri". Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Spor Bilimleri Dergisi, 2(1).
Erkan, Serdar (2015). "Anadolu Sahası Köroğlu Havaları: Karşılaştırmalı Bir Deneme". Türkbilig. 30.
Hyde, Thomas. (1694). Historia Nerdiludii, hoc est dicere, Trunculorum “De Ludis Orientalibus”. C.II, Oxford.
İşler, Haydar, Gülten Hergüner. (1999). "Türk Sosyal Hayatında Sporun Yeri ve Geleneksel Türk Sporları". Türk Kültürü, 37/432, Ankara.
Kaşgarlı Mahmud. (1985). Divanu Lügati’t-Türk Tercümesi. C.1, çev. Besim Atalay. Ankara: TDK Yay., TTK Basımevi.
Mirzaoğlu, Gülay. (2003). “Bir Tarihî Türkü: Cezayir”. Türkbilig, 6.
Özhan, Mevlüt. (1990). Çocuk Oyunlarımız. Ankara.
Öztürk, Rıdvan. (2003). "Tura Oyunu". Milli Folklor, 15(57).
Şemseddin Sami. (1996). Kamus-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları. 7. Baskı.
Şeyhülislam Mehmed Esad Efendi. (h.1270). Lehcetü’l-Lügat, İstanbul.
Tan, Nail. (1981). Çocuklarımıza Folklor Hazinemizden Seçmeler. Ankara.
Türkçe Sözlük. (1998). C.II, 9.baskı. Ankara: TDK Yayınları: 549.
Türkmen, Mehmet. (2019) "Anadolu’da Unutulmuş Bir Geleneksel Oyun Atlı Tura". Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi. 12(67).
Türktaş, Metin. (1999). "Divani Lügatit-Türk’te Yer Alan ve XI. Yüzyılda Türkler Arasında Oynanan Oyunlar". PAÜ Eğitim Fakültesi Dergisi. 5.
Yıldırım, Fikret. (2019). "Sinsin Oyunu ve Bu Oyunun Eski Türk Kültüründeki Yansımaları". Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. 1(59).
URL-1: https://www.atasporlari.org.tr/arastirmalar/unutulmus-geleneksel-sporlarimizdan-atli-tura-oyunu (Erişim Tarihi: 27.12.2024).
Madde Yazarı
Dr. Öğr. Üyesi Esra Çıplak
Madde Editörleri
Dr. Meryem ÖZDEMİR & Araş. Gör. Kadirhan Özdemir
ISBN
978-625-99966-0-8