Birdir BirÇevir
Birdir Bir Oyunu içinde atlama, sıçrama, sekme, dengede durma gibi eylemlerin bulunduğu oyunlardan biridir ve oyun, icrası sırasında kullanılan tekerlemelerden biri olan “birdir bir” sözlü formeli temel alınarak adlandırılmıştır (And, 2007: 273; Yılmaz, 2013: 46; Çolak, 2015: 46; Arslan Erdem, 2019: 39). Oyuna adını veren “birdir bir” formeli bazı bölgelerde Allah’ın birliğine inanmak olduğu şeklinde yorumlanmaktadır (Özhan, 1997: 32).
Türkiye’nin birçok şehri ile Balkanlar, Kafkasya, Türkmeneli ve Azerbaycan’da da bilinen bu oyunun ilk olarak ne zaman oynanmaya başlandığı hakkında elimizde veri bulunmasa da Osmanlı döneminde oynandığı hakkında bilgi mevcuttur (Araz, 2013: 19).
Birdir Bir Oyunu için düz bir alan yeterlidir ve icrasında herhangi bir araç gerece ihtiyaç yoktur. Ancak bazı çeşitlemelerinde ebe seçimi ve oyun icrasındaki atlamalarda fes, mendil, top vd. eşyalar kullanılmaktadır (GÇO, yty: 17; And, 2007: 28; Özdemir, 1997b: 46-57; Onur ve Güney, 2002: 87).
Birdir Bir Oyunu, oynandığı bölgelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Bunlar arasında “Birdir Bir” (Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ankara, Ardahan, Artvin, Balıkesir, Bartın, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Diyarbakır, Denizli, Edirne, Elazığ, Erzurum, Giresun, İskenderun, İstanbul, Kars, Kayseri, Konya, Manisa, Mersin, Muğla, Ordu, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon, Van, Yozgat, Zonguldak); “Üstten Atlamaca” (Muğla); “Üsten Atlama” (Ordu); “Eşek Üstünde Börek Kapması” (Konya); “Hömbek” (Kayseri); “Hucur Mucur” (Elazığ); “Yeddi Yerin Kısırı” (Sivas); “Bildürbi” (Kastamonu); “Bildir Bir ve Uzun Eşek” (Şanlıurfa); “Birdir Bir ve Tonğurtok” (Antalya, Balıkesir, Kayseri); “Uzun Eşek” (Tekirdağ); “Yağır Eşek” (Denizli); “Zıp Bir Gel Geç” (Konya); “Hey Mafi ve Atlama Oyunu” (Burdur); “Çekücüm” (Elazığ); “Hoplamaca” (Balıkesir); “Birdiri Bir” (Giresun); “Birlim Birlik” (Niğde); “Kuzu Kuzu Mestane ve Kıdık” (Sivas); “Eşek Atlama” (Tekirdağ); “Eşekten Kel Atma” (Isparta); “Abıdanya” (Kahramanmaraş); “Artırmaç” (Tokat, Giresun, Sivas); “Arttırma” (Bursa); “Asker Zıkkası ve Atlama” (Ankara); “Atlambaç” (Malatya); “Atmalı” (Niğde); “Aynı Fuynu” (Konya); “Bazlamaç” (Malatya); “Bazlambaç” (Gaziantep); “Bildirbi” (Çorum, Tokat, Gaziantep); “Bildirbiç” (Çorum, Tokat, Gaziantep); “Birdir Bilek, Birdilim Bir, Birin Birlik, Birim Birlik, Bildirim Bir, Hucur Mucur, Çakmak Attım Tarlaya ve Gel de Geç” (Elazığ); “Birdi Bir” (Kars); “Birlim Birlik” (Niğde); “Bir Top Kendir” (Kahramanmaraş); “Bostanacan” (Van); “Bozlambaç” (Hatay); “Çakmak Altım” (Elazığ); “Çarçan ve Çarçarı” (Çorum); “Çekücüm” (Elazığ); “Çortum Eşek ve Dana Dana Dasdana” (Erzincan); “Dasdana” (Malatya); “Elbür Geç” (Samsun); “Emir, Hamur ve Bazlambaç” (Adıyaman); “Eşek Taze” (Niğde, Kayseri); “Eşek Üstünden Börek Kapması ve Etmeze” (Konya); “Gel de Geç” (Elazığ); “Hamam Çöktü” (Çanakkale); “Heneni” (Kastamonu); “Heri Heri Hesdani” (Erzurum); “Hey Mafi” (Burdur); “Hömbek” (Kayseri); “Hucur Mucur” (Elazığ); “İpleşsek” (Kahramanmaraş); “Keskelle” (Çanakkale, Bursa); “Kuzu Kuzu Mestane” (Sivas); “Sıraman” (İstanbul); “Sildirgeç” (Mersin); “Üstten Atlamaca” (Ordu); “Uzun Bide” (Bilecik); “Uzunum Eşek” (Erzurum); “Üç Adım ve Üstan Atlamaca” (Bilecik); “Üstten Atlamaca” (Muğla); “Yakan” (Antalya); “Yeddi Yerin Kısırı” (Sivas); “Zıp Bir Gelgeç” (Konya); “Hezaran” (Kerkük-Irak); “Sırt Üzerinden Atlamak” (Türkmeneli-Irak); “Enzeli ve Enzeli Han” (Azerbaycan); “Eşek” (Kabardey-Balkar) ve “Yanino” (Üsküp) isimleri sayılabilir (Özdemir, 1997b: 46-57; (Akbıyık ve Kürkçüoğlu, 1990: 136-138; Özhan, 1997: 111-112; Onur ve Güney, 2002: 73; 87; 192; 250; 281; 301; 353; 385; 396; 422; 425; 454; 465; 498; 550; Kazan ve Kazan Kırçık, 2006: 55; M. Al. D. Abdulmajeed, 2010: 103; Demir, 2015: 84-85; Yılmaz, 2017: 35-36; Türkan, 2018: 236; Jafarova, 2010: 254; Turgut, 2005: 373; Tokuz, 2011: 175; Bay ve Bay, 2020: 663; Gafarlı, 2011: 389-390; Gafarlı, 2013: 451-452; Yılmaz, 2013: 174; Arslan Erdem, 2019: 75-76; Çağlayan, 2015: 85; Kayar, 2008: 59-60).
Birdir Bir Oyunu’nun açık mekânda, gündüzleri ve yazın oynanan bir oyun olduğu ile ilgili genel bir kanı olsa da oyunun Muğla’da oynanan “Üstten Atlamaca” varyantı kış mevsiminde de oynanmaktadır (Özdemir, 1997b: 46-57; Çolak, 2015: 56; Yılmaz, 2013: 63; Turgut, 2005: 373).
Oyunun bazı bölümlerinde söylenen sözlerinde argo kullanımı söz konusudur. Bu sebeple çoğunlukla erkekler tarafından oynanmaktadır. Oyunun Afyonkarahisar, Elazığ, İskenderun, Şanlıurfa, Isparta ve Niğde’de kız ve erkek çocukları tarafından karışık; Elazığ ve Muğla’da ise sadece kız çocukları tarafından oynandığı belirtilmektedir (Özdemir, 1997b: 55; Demir, 2015: 84; Yılmaz, 2013: 53; Türkan, 2018: 236; Turgut, 2005: 373-375; Özden Gürbüz, 2016: 246).
Birçok oyun gibi bu oyunda da ebe, çeşitli isimlerle anılmakta ve çoğunlukla tekerleme ile seçilmektedir. Birçok bölgedeki çeşitlemede ebe sayısı tek iken Şanlıurfa’da oynanan varyantta iki ebe vardır. Bunların ikisi de oyun icrasında eğilmekte ve diğer oyuncular iki ebenin üzerinden ayrı ayrı atlamaktadır (Karğın, 2018: 169).
Ebe seçimleri tekerleme dışında farklı yollarla da yapılabilir. Örneğin Muğla’da ebe seçimi, oyuncuların taş koydukları bir fes ya da mendili ağızlarıyla ileri atarak yaptıkları yarışla belirlenir ve en yakına atan oyuncu ebe olur. Balıkesir, Denizli, Elazığ, Erzurum, Kayseri, Konya, Malatya, Sivas ve Van’da ise oyuncular taş, çöp veya herhangi bir nesne (Denizli’de bir miktar kum) alıp arkalarında saklayarak diğer oyunculara bu nesneleri buldurup ebe seçerler ve bunları bulamayan kişi ebe olur. Bu seçimin adına Erzurum’da “bıllik/mılli tutma”, Sivas’ta ise “taş tutuşturma” adı verilir. Zonguldak’ta ebe seçiminde “baş” olarak belirlenen oyuncu, çeşitli el-ayak hareketleri yaparak tekerleme/sayışmaca söyler ve hem sözleri hem de hareketleri diğer oyuncuların da yapması beklenir. “Baş” adlı oyuncunun sözlerini ve hareketlerini tekrarlamayan veya hata yapan oyuncu ebe seçilir. Bitlis’te oyuncular yazı-tura atarak veya elleriyle boş-dolu yaparak oyuncu seçerler. Sivas’ta birbirlerine doğru adım atma yolu olan “Attık, battık.” uygulamasıyla ebe seçimi yapılır. Antalya, Burdur, Balıkesir ve Kayseri’de ise oyunculardan birisinin kendi rızasıyla ebe olduğu tespit edilmiştir. Kars ve Adana’da ebe seçimi “kura” ile yapılırken Ankara’da ebe, yazı-tura atılarak belirlenmektedir (Akbıyık ve Kürkçüoğlu, 1990: 136-138; Özdemir, 1997a: 161; Özdemir, 1997b: 46-56; Onur ve Güney, 2002: 73; 281; 465; Çolak, 2015: 53; Bedirhanoğlu, 2011: 102; Turgut, 2005: 373). Farklı bölgelerde ebeye verilen isimler de değişmektedir. Örneğin Muğla’da ebeye “güdek”; Adana, Ankara ve Konya’da “eşek”; Denizli’de “çoban”; Sivas’ta “göt” ve Afyonkarahisar’da “yelekçi” adı verilir (Özhan ve Muradoğlu, 1997: 107; Özhan, 1997: 285; Özdemir, 1997b: 46-47; Onur ve Güney, 2002: 301; 465; Çolak, 2015: 81; Özdamar, 2022: 121; Kayar, 2008: 59; Özden Gürbüz, 2016: 247).
Erzincan’da bu oyunun iki varyantı vardır ve takım hâlinde oynanan çeşitlemesinde oyun alanının uç kısmına uzun ve düz bir çizgi çizilir. Oyun icrasında bu çizgiye ulaşan ilk takım oyunu kazanmış olur (Tören, 2011: 54-55).
Ebe seçimi yapıldıktan sonra ebe, oyun sahasının ortasında elleriyle dizlerinden tutarak eğilir. Bunun ardından diğer oyuncular sırayla ebenin üzerinden atlarlar. Oyun genel olarak bu çerçevede oynanmaktadır. Bazı bölgelerde ebenin üzerinden atlayacak olan ilk oyuncu belirli usullerle seçilmektedir. İlk atlayan bu oyuncular da farklı adlarla anılırlar. Bu oyuncuya Kayseri ve Sivas’ta “başcıl”, Zonguldak’ta “baş”, Bitlis’te “bap [kaptan]”, Erzurum’da ise “ikinci ebe” adı verilmektedir (Özdemir, 1997b: 48-50; Onur ve Güney, 2002: 73). Oyunda ebenin üzerinden atlayacak ilk oyuncu, bir tekerleme veya söz söyleyip farklı hareketlerle atlayışını gerçekleştirir. Diğer oyuncularda bu oyuncuyu taklit ederler. Bu sözler çoğunlukla hareketlerin yapılacağı konusunda bilgilendirici olur. Yine atlama sırasındaki bu sözler, yapılan hareketler ve atlama usulleri bölgelere göre farklılık göstermektedir.
Oyun, genel hatlarıyla şu şekilde icra edilir. Ebe seçimi yapıldıktan sonra eğilen ebenin üzerinden ilk atlayışta oyuncular “Birdir, bir” diye bağırırlar. İkinci atlayışta “İkidir (ikide), iki.”; üçüncü atlayışta “Üçtür, makas” derler ve bu atlayıştan sonra ayaklarını çapraz şekilde yere basarlar. Dördüncü atlayışta “Dörttür, fıs” diyerek ebeye hiç dokunmadan atlarlar. Beşinci atlayışta ilk atlayan oyuncu “Beştir, mendil” diyerek ebenin sırtına bir mendil koyar ve diğer oyuncular aynı sözleri söyleyerek mendili düşürmeden atlarlar. Bu atlayışta ebenin üzerinden son atlayan oyuncu, bu mendili alır. Altıncı atlayışta ebenin sırtı biraz yükseltilir ve oyuncular “Altıdır, boyunca” diyerek atlarlar. Yedinci atlayışta ebe biraz diz çöktürülür ve oyuncular “Yedidir, yerin dibi.” diyerek atlarlar. Sekizinci atlayışta “Sekizim, sek sek.” diyerek atlanır ve atlayışlarının ardından her oyuncu tek ayak üzerinde yere basar. Dokuzuncu atlayışta ilk oyuncu “Dokuzum, durak.” diyerek atlar ve atlayıştan sonra yere bastığı yerde kımıldamadan durur. Diğer oyuncular da aynı sözleri söyleyip atladıkları yerde durmak zorundadır. Bu atlayışta ebenin yönü değiştirilebilir. Onuncu atlayışta “Ondur, marak; çiftedi doğurak” diyerek atlarlar. On birinci atlayışta “On birdir, sessiz” diyerek ebenin sırtından hiç ses çıkarmadan atlarlar. On ikinci atlayışta “On iki, sesli” diyerek ebenin sırtına yumruklarını vurarak atlarlar. On üçüncü atlayışta “On üç, aslan pençesi” diyerek ebenin sırtını elleriyle sıkarlar. On dördüncü atlayışta “On dört, kaplan pençesi” diyerek ebenin sırtına yumruklarını bastırırlar. On beşinci atlayışta ilk atlayan oyuncu “On beş, sıra dağlar” diyerek ebenin sırtından atlar ve ebenin yanına eğilir. Diğer oyuncular aynı sözleri söyleyerek iki çocuğun üzerinden atlar ve o da ebenin yanındaki oyuncuya dayanarak eğilir. Son atlayan oyuncu, ebeyle birlikte bütün oyuncuların sırtından atlamak zorundadır. On altıncı atlayışta ilk oyuncu “On altı, tek dağlar” diyerek ebenin sırtından atlar ve ebeyle arasında belirli bir aralık bırakarak eğilir. Diğer oyuncular da kendilerinden önceki oyuncuların sırtlarından aynı sözleri söyleyerek atlarlar ve eğilirler. Son atlayan oyuncu, belirli aralıklarla eğilmiş olan bütün oyuncuların sırtlarından atlamak zorundadır. On yedinci atlayışta “On yedi, asker kovalamaca” denir. Oyun sahasına çizilen dairenin içindeki ebe, son oyuncunun atlamasının ardından 10’a kadar saydıktan sonra terliklerinden birini eline alarak oyuncuları kovalar. Ebe, dairenin içine giren oyuncuya terliğiyle vuramaz. Ebenin terliğiyle vurduğu oyuncu, oyunun yeni ebesi olur. On sekizinci atlayışta “On sekiz, Nasreddin Hoca” diyerek ebenin sırtına binerler ve bir süre havaya bakıyormuş gibi yapıp ebenin sırtından inerler. On dokuzuncu atlayışta “On dokuz, Nasreddin Hoca eşeğe ters biner” diyerek ebenin sırtına ters binip bir süre ebenin sırtında oturduktan sonra inerler. Yirminci atlayışta “Pasta, pul, telefon” diyerek atlayışlarını yaparlar (Özdemir, 1997b: 53-55). Atlayış sayısı Bitlis varyantında 21 ile sona erer. Bu atlayışta oyuncular “Yirmi bir, jandarma” dedikten sonra “bab [marş]” diye bağırır. Bunun üzerine tüm oyuncuları kovalamaya başlayan ebenin yakaladığı oyuncu, oyunun yeni ebesidir. Ancak bu bölümünde de ebe kimseyi yakalayamazsa ebeyi alaya alan sözlerle ikinci bölüm atlayışları yapılır. Oyuncular şu sözleri söyleyerek ebenin üzerinden atlarlar: “Keçi girdi bostana / Vurdum kıçını [ayağını] kırdım / Kıçı gitti hekime / ... baban börküne / Baban börkü yazıktır / Anan ... kazıktır.”. Zonguldak varyantında ise 27 atlayış vardır ve bu atlayışlardan bazılarında oyuncular şunları söylerler. “Yirmi iki, sürülmecenin ikincisi (Omuzlarını biraz daha yükselten ebenin sırtından sürünerek atlanır.)”. “Yirmi üç, sürülmecenin üçüncüsü (Omuzlarını iyice kaldırıp sadece başını eğen ebenin üzerinden sürünerek atlanır.)”. “Yirmi dört, üç temeğim var; birine bal koydum, birine de bok koydum; bokunu ittim, balı yuttum”. “Yirmi beş; şu horozun kılkuyruğu kıvrım kıvrım kıvırtlaşmış, çevrim çevrim çevirtleşmiş”. “Yirmi altı; şu darabayı çakmak mı iyi, çakmamak mı iyi, yoksa çakıp da yerine mıklamak mı iyi?” “Yirmi yedi; deme, koyma; mektebe gidiyorum. (Her oyuncu gittiği yeri farklı söylemek zorundadır.)”. Oyun bu şekilde devam eder ve oyunculardan birisinin yanarak ebe olması beklenir (Özdemir, 1997b: 49-50).
Birdir Bir Oyunu’nun varyantlarında örnekleme olarak verdiğimiz varyantlarda atlayış sayısı ve buna bağlı söylenen tekerlemelerde en fazla 27’ye kadar süren varyant tespit edilmiştir. Ancak her bölgede atlayış sayısı değişmektedir. Oyunun diğer çeşitlemelerinde atlama sayısı 8 (Erzincan, Elazığ, Ordu); 9 (Ardahan, Artvin, Burdur, Elazığ, Ordu, Tekirdağ, Van); 10 (Erzurum, Elazığ, İskenderun, Sivas, Şanlıurfa); 11 (Afyonkarahisar, Balıkesir); 12 (Adana); 13 (Elazığ); 14 (Sivas); 15 (Giresun); 16 (Kastamonu, Elazığ); 18 (Denizli, Elazığ); 19 (Elazığ); 21’e (Şanlıurfa) kadar devam eder (Özdemir, 1997b: 47-54; Kazan ve Kazan Kırçık, 2006: 55; Tören, 2011: 54; Karğın, 2018: 169; Türkan, 2018: 236; Yılmaz, 2017: 35-36; Arslan Erdem, 2019: 75-76; Özdamar, 2022: 121-122; Onur ve Güney, 2002: 87; 192; 281-282; 302; Turgut, 2005: 373-380; Kayar, 2008: 59-60; Özden Gürbüz, 2016: 248; Akbıyık ve Kürkçüoğlu, 1990: 136-138).
Erzincan’da oyunun iki çeşitlemesi vardır. İlki yukarıda yaygın oynanış biçimindeki ile aynıdır ve oyun, sekizinci atlayışta sona erer. İkincisinde ise oyun, iki takım tarafından oynanır. Takımdaki oyuncu sayısı eşit olmak kaydıyla değişebilir. Oyuncuların hangi takımda olacağı belirlendikten sonra oyun alanının bir kenarına uzun ve düz bir çizgi çizilir. Bu çizginin karşısında her takımın oyuncularından birkaç kişi (örneğin 6’şar kişi) eğilir. Takımın diğer oyuncuları takım arkadaşlarının üzerinden belirlenen tekerlemeleri söyleyip atlayarak çizilen çizgiye ulaşmaya çalışır. Takımdaki tüm oyuncular atlayınca eğilenler de sırayla atlar. Arkadaşlarının üzerinden atlarken tekerleme söyleme, eğilen oyuncuya çarpmama, atlarken düşmeme gibi kuralları yerine getirerek çizilen çizgiye ilk ulaşan oyuncunun takımı oyunu kazanmış olur (Tören, 2011: 54-55).
Ordu’da da farklı bir çeşitlemesi vardır. Oyun, sekizinci atlayışta biter ve son atlayışta ebenin üzerinden tek bacakla atlayıp sekerek kaçar. Son atlayışın ardından ebe, yanındaki topla oyun alanındaki oyuncuları vurmaya çalışır. Kimi vurursa o oyuncu ebe olur. Kimseyi vuramazsa ebe değişmez (Onur ve Güney, 2002: 87).
Birdir Bir Oyunu’nda atlayan oyunculardan birisinin ve takım oyunlarında bir takım oyuncusunun söylemesi gereken cümleyi söyleyememesi, unutması, dengesini kaybedip düşmesi veya atlayamaması durumlarında oyuncu yanar ve ebe olur (Özdemir, 1997b: 49-50; Yılmaz, 2013: 115; 121; 152; Türkan, 2018: 236; Özdamar, 2022: 121-122). Ordu’da ise son atlayış olan sekizinci atlayışta ebe, üzerinden atlayan oyuncuları topla vurmaya çalışır. Vurursa vurulan oyuncu ebe olur. Yoksa ebe değişmez (Onur ve Güney, 2002: 87). Söylemesi gereken cümleyi söylemeyen veya unutan oyuncuya Sivas’ta “dibcil” adı verilir. Afyonkarahisar’da ise oyunun kurallarını çiğneyen, yanlış atlayan, söyleşmeleri tekrarlayamayanlara “yelekçi” denmektedir (Özhan, 1997: 271; Özden Gürbüz, 2016: 246).
İcrası aynı prensiplere dayansa da adı ve icra esnasında söylenen formel ifadeler ve hareketlerin farklılaştığı Birdir Bir Oyunu Türkiye’de Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Bartın, Bilecik, Bitlis, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Diyarbakır, Denizli, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Konya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Niğde, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Van, Yozgat, Zonguldak vd. şehirleri ile Kerkük, Türkmeneli-Irak, Balkanlar, Kafkasya ve Azerbaycan’da bilinmektedir (Akbıyık ve Kürkçüoğlu, 1990: 136-138; Özdemir, 1997b; Özhan, 1997; Onur ve Güney, 2002; Tören, 2011: 54-55; Demir, 2015: 84-85; Şarman, 2015: 140-141; Yılmaz, 2017: 35-36; Özdamar, 2022: 121-122; Jafarova, 2010: 254).
Geleneksel çocuk oyunlarının tamamı çocuklarda dil gelişimi, fiziksel gelişim ve kurallara uymayı öğrenme, sosyalleşme, kültürel aktarım gibi birçok açıdan önemli işlevler görmektedir. Birdir Bir Oyunu da oyundaki ebe ve ilk atlayacak oyuncuların seçimindeki tekerleme ve sayışmacaların söylenmesi dil gelişimini olumlu yönde etkiler. Oyunun icrası esnasında söylenen sözlü ifadeler de bu bağlamda düşünülebilir. Yine oyunun icrasında ilk oyuncunun atlarken yaptığı bazı hareketleri diğer oyuncular tekrarlamak zorundadır ve bunların yapılamaması oyuncunun ebe olmasına sebep olur. Bu da oyuncunun başarıya odaklanmasını sağlar. Atlama, sıçrama, zıplama, dengede durma gibi fiziksel hareketler üzerine kurulan Birdir Bir Oyunu sayesinde çocuğun solunum, dolaşım, sindirim ve boşaltım sistemlerinin düzenli bir şekilde çalışması sağlanır. Çocuğun vücut yağlarının yakılmasında, kaslarının güçlenmesinde ve iç salgı bezlerinin çalışmasında oyunun önemli işlevleri vardır. Atlama, koşma, dengede durma ve zıplama gibi hareketler çocuğun enerjisinin dışa vurumu açısından önemlidir. Ayrıca bu hareketler çocuğun psiko-motor gelişimi için de elzemdir. Son olarak sayı sistemi üzerine kurulu olduğu için bu oyunu icra eden çocuklar, belki de okula başlamadan saymayı öğrenir ve bu da çocuğun zihinsel gelişimini olumlu yönde etkiler (Özdemir, 1997a: 166; 439-443; Özden Gürbüz, 2016: 177-181; 536; Arslan Erdem, 2019: 67). Bu oyun için hız da oldukça önemlidir. Erzincan’da iki takımla oynanan bu oyunun kazanılması için oyuncuların önceden belirlenen çizgiye ulaşması gerekmektedir. Dolayısıyla da tekerleme söyleme, arkadaşının üzerinden kurallara uygun atlama, zıplama, dengede durma gibi aktivitelerin yanında hız da oyunun kazanılmasında önemli rol oynamaktadır (Tören, 2011: 54-55). Bir diğer işlev olan sosyalleşme de özellikle “Birdir Bir” gibi grup hâlinde oynanan oyunlarda kazanılır. Sosyal ilişki kurma, kendini ve duygularını ifade etme gibi birçok kazanım çocuklarda oyunların icrasında edinilir. Ayrıca tekerlemedeki ebe seçiminden başlayarak oyunun icrasındaki bir kurala kadar çocukların uyumu gereklidir. Uyumsuzluk çıkaran çocuk, ilk olarak icra edilen oyundan atılır. Bu uyumsuzluğunu diğer oyunlarda da tekrarlarsa sonraki oyunlarda gruptan dışlanır. Ebeveynin evde çocuğa gösterdiği müsamaha çocuk oyunlarının icrasında çok azdır. Oyunlardan mahrum kalmak istemeyen çocuk ise kuralların varlığını ve toplum içindeki kuralları ilk olarak oyunlar sayesinde öğrenir ve tatbik eder (Madi, 2014: 226-227; Özdamar, 2022: 136).
Kaynaklar
Akbıyık, Abuzer ve Kürkçüoğlu, Sabri (1990). Folklor (Halkbilim) ve Şanlıurfa I. Şanlıurfa: Şurhoy Yayınları.
And, Metin (2007). Oyun ve Bügü: Türk Kültüründe Oyun Kavramı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Araz, Yahya (2013). 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl Başlarına: Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak. İstanbul: Kitap Yayınevi.
Arslan Erdem, Nihan (2019). Artvin’de Çocuk Oyunları (Derleme, İnceleme, Tasnif). Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Bay, D. Neslihan ve Bay, Yalçın (2020). “Kültürel Çocuk Oyunları: Türk Topluluklarında Bir Saha Araştırması”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi. 13 (70): 657-670.
Bedirhanoğlu, Işıl (2011). İlköğretim I. Kademe Öğrencilerinin Serbest Zamanlarında Oynadıkları Yöresel Çocuk Oyunları (Erzurum İli Örneği). Atatürk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Çağlayan, Emre (2015). Üsküp Türklerinde Çocuk Oyunları. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Çolak, Mehmet (2015). Adana Geleneksel Çocuk Oyunları. Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Demir, İlknur (2015). Niğde Geleneksel Çocuk Oyunları ve Halk Bilimsel İncelemesi. Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Gafarlı, Ramazan (2011). Azerbaycan Uşak Folkloru. Bakü: Ağrıdağ Neşriyyatı.
Gafarlı, Ramazan (2013). Uşak Folklorunun Janr Sistemi ve Poetikası. Bakü: El ve Tehsil.
GÇO (yty). Göksun Çocuk Oyunları. Kahramanmaraş: Gökşafak Ofset Matbaacılık.
Jafarova, İlhama (2010). “Azerbaycan Geleneksel Çocuk Oyunları”, Acta Turcica Çevrimiçi Tematik Türkoloji Dergisi. 2 (1): 244-261.
Karğın, Dilek (2018). Şanlıurfa İli ve Çevresi Çocuk Oyunları. Ardahan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Kayar, Pınar (2008). Van’ın Geleneksel Oyunları ve Bu Oyunların Eğitsel Yönden İncelenmesi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Madi, Bülent (2014). “Oyun ve Beyin Gelişimi”, Saraydan Sokağa Oyun. 2. Baskı, (Yay. Haz.: Fatma Akyürek, Gül Özturanlı), İstanbul: Kabalcı Yayıncılık.
M. Al. D. Abdulmajeed, Sawash (2010). Irak Türkmenlerinde Çocuk Oyunları. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Onur, Bekir ve Güney, Neslihan (2002). Türkiye’de Çocuk Oyunları: Derlemeler. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları.
Özdamar, Fazıl (2022). “Şambayadı Köyünde Derlenen Oyun Tekerlemeleri ve Çocuk Oyunlarının İşlevleri”, Folklor Akademi Dergisi. 5 (1): 114-140.
Özdemir, Nebi (1997a). Türk Çocuk Oyunları. C. 1. Ankara: Akçağ Yayınları.
Özdemir, Nebi (1997b). Türk Çocuk Oyunları. C. 2. Ankara: Akçağ Yayınları.
Özden Gürbüz, Duru (2016). “Geleneksel Çocuk Oyunları ve Eğitimsel İşlevleri: Emirdağ Örneği”. Turkish Studies. 11 (14): 529-564.
Özhan, Mevlüt (1997). Türkiye’de Çocuk Oyunları Kültürü. Ankara: Feryal Matbaası.
Özhan, Mevlüt ve Muradoğlu, Malik (1997). Türk Cumhuriyetlerinde Çocuk Oyunları. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
Şarman, Aliye Selnur (2015). Seferihisar Geleneksel Çocuk Oyunları ve Oyuncakları Üzerine Bir İnceleme. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Tokuz, Gonca (2011). Gaziantep Çocuk Oyunları Üzerine Halk Bilimsel Bir İnceleme. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Tören, Arzu (2011). Erzincan’dan Derlenen Çocuk Oyunlarının Çocuk Eğitimindeki Yeri. Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Turgut, M. Ebru (2011). Elazığ Çocuk Oyunlarının Halk Bilimi Açıdan İncelenmesi. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Türkan, Hüseyin Kürşat (2018). “İşlevsel Teori Bağlamında İskenderun Çocuk Oyunları”, The Journal of Academic Social Science Studies. (65): 225-240.
Yılmaz, Leyla (2017). Ardahan’da Oyun ve Oyuncak. Ardahan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Yılmaz, Mehmet Fatih (2013). Isparta Çocuk Oyunları. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
Madde Yazarı
Doç. Dr. Fazıl Özdamar
Madde Editörleri
Dr. Meryem ÖZDEMİR & Araş. Gör. Kadirhan Özdemir
ISBN
978-625-99966-0-8