Don AteşÇevir
Kovalamaca oyunlarından biri olan don ateş oyununun kökeni ve tarihî gelişimi hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Oyun adını, oyundaki hareketlerden almaktadır. Oyunda oyuncuların hareketsiz kalması gerektiğinde “don”, tekrar hareket etmesi gerektiğinde ise “ateş” sözcükleri kullanılmaktadır. Nebi Özdemir bu durumu kısa sözlü oyun formülleri ile açıklamıştır. Bir ses, kelime ya da kelime grubundan meydana gelen bu sözlü formüllerin, çocuk oyunlarında farklı amaçlar için değişik biçimlerde kullanıldığına dikkat çekmiş ve bu formüllerin oyun hareketini durdurduğuna ve yeniden başlattığına yer vermiştir. Bu formülleri, ebeye yakalanmak üzere olan oyuncunun “kemik, aslan, don” diyerek oldukları yerde hareketsiz kalmaları ve hareketsiz oyuncuların oyuna katılabilmeleri için diğer oyunculardan birinin ebeye yakalanmadan bu oyuncuya “ateş, kemik, çözül” demesi ile örneklendirmiştir (2006: 169). Ayrıca Özdemir, “ateş” kelimesinin, oyun dışı kalan bir oyuncunun yeniden oyuna katılmasını sağladığına ve bir anlamda hareketsizin (ölünün), canlandırılması işlevini gördüğüne yer vermiştir (2006: 295).
Oyunun yaygın olarak kullanılan adı Don Ateş’tir. Bu adlandırmaya oyunun Bursa Uludağ İnkaya Köyü’nde (Başal, 2017: 56), Gaziantep’te (Başal, 2017: 123), Elazığ Harput’ta (Başal, 2017: 129), Kayseri’de (Başal, 2017: 158), Malatya’da (Doğan, 2013: 82) ve Adana Çukurova Şambayadı Köyü’nde “Don Ateş” (Özdamar, 2022: 123) olarak kullanılması örnek olarak verilebilir. Ancak oyun, oynanan yöreye göre farklı isimler de almaktadır. Oyun, Uşak’ta “Kemik” (Metin, 2008: 74), Bingöl’de “Ateş Kemik”, Niğde’de “Dombik”, Antalya Finike’de “Aslan Kemik”, Balıkesir Burhaniye’de “Kemik”, Zonguldak’ta “Aslan Kemik”, Yozgat Boğazlıyan’a bağlı Yamaçlı’da “Don” (Özdemir, 2006: 215-216) ve Adana Pozantı’da “Don” (Töret Büyükokutan ve Özdemir, 2021: 401) olarak kullanılmaktadır. Don ateş oyununun oyunda kullanılan herhangi bir malzemesi bulunmamaktadır. Oyunun bahçe (Güneş ve Güneş, 2008: 263), okul bahçesi ve park (Aydın, 2021: 20) gibi açık mekânlarda (Doğan, 2013: 83, Özdamar, 2022: 123, Elbas, 2014: 17) oynandığı belirtilse de oyun açık ve kapalı mekânlarda oynanmaya uygundur. Serdar Ali Yücel de oyunun okul bahçelerinde ve salonlarda oynanabileceğine dikkat çekmiştir (2012: 81). Açık mekânlarda oynanması ile ilişkili olarak ise oyunun daha çok yaz mevsiminde oynandığına yer verilmiştir (Başal, 2017: 158). Oyun kız ve erkek çocuklar tarafından oynanmaktadır (Meral ve Özkan, 2025: 318). Oyuncu sayısı ise oyuna göre değişmektedir. En az oyuncu sayısı üç (Metin, 2008: 74), dört (Özdamar, 2022: 123) ve beş kişi (Güneş ve Güneş, 2008: 263, Elbas, 2014: 17) olarak belirlenmiştir. Diğer yandan oyuna katılabilecek en fazla oyuncu sayısında bir sınır bulunmamaktadır (Doğan, 2013: 83, Başal, 2017: 56). Oyunun kalabalık gruplarla daha zevkli oynanan bir oyun olduğuna dikkat çekilmiştir (Başal, 2017: 123). Bu bağlamda oyunun oynanabilmesi için en az üç oyuncuya ihtiyaç duyulduğu ve oyuna katılacak oyuncu sayısında herhangi bir üst sınır olmadığı söylenebilir.
Don oyununa başlamak için sayışmaca, adım sayma, taş saklayıp tahmin etme gibi yöntemler kullanılarak bir ebe seçilir. Daha sonra oyunun oynanacağı alan belirlenir. Oyun temelde ebenin diğer oyuncuları kovalayarak yakalamasına dayanmaktadır. Bütün oyuncular belirlenen alanda toplanır. Ebe üçe, ona veya yirmiye kadar yüksek sesle sayar (Başal, 2017: 158; Doğan, 2013: 83). Oyunun en yaygın oynanış şeklinde ebe sayarken oyuncular kaçışır ve belirlenen alan içinde en uzağa gitmeye çalışır. Ebe de sayması bittiğinde oyuncuları yakalamak ve ebelemek için onları takip eder. Yakalanacağını anlayan oyuncu “Don” diye bağırarak hareketsiz kalır. Oyuna devam eden oyunculardan biri, donan oyuncuya yaklaşıp dokunarak “Ateş” der ve oyuncunun yeniden oyuna katılmasını sağlar. Donan oyuncu hareket ederse veya herhangi bir oyuncu ebeye “Don” demeden yakalanırsa o oyuncu ebe olur. Oyun bu şekilde devam eder. Ancak Don ateş oyununun farklı oynanış biçimleri de bulunmaktadır. Örneğin Bursa Uludağ’ın İnkaya Köyü’nde donan oyuncu “Don” dediğinde kollarını birleştirerek hareketsiz kalmalı (Başal, 2017: 56) veya Gaziantep’te ve Elazığ Harput’ta “Don” diyen oyuncu çömelmelidir (Başal, 2017: 123, 129). Ayrıca Gaziantep’te oyun, zorlaştırılmak için tek ayak üstünde de oynanabilmektedir (Başal, 2017: 123). Kayseri’de donan oyuncu, diğer oyunculardan biri kendisine dokunduğunda “Eridim” diyerek yeniden oyuna katılabilir (Başal, 2017: 158). Bursa’da ise donan oyuncunun yeniden oyuna katılabilmesi için kendisine dokunan oyuncunun “Isın” diye bağırması gerekmektedir. Ayrıca oyunu kazanmanın şartı ebe olarak tüm kaçan oyuncuları dondurmak veya son ana kadar yakalanamayan oyuncu olmaktır (Elbas, 2014: 17). Adana’nın Çukurova İlçesi Şambayadı Köyü’nde ise ebe tarafından yakalanmak üzere olan ilk iki oyuncu “Don” diyebilir ancak üçüncü oyuncu sıkıştığı zaman “don” diyemez. Kovalanan üçüncü oyuncunun “don” deme hakkı yoktur. Ebe, bu oyuncuyu yakalarsa o oyuncu ebe olur. Bu sebeple ebenin, yakalamayı denediği ilk üç oyuncuyu iyi belirlemesi gerekmektedir (Özdamar, 2022: 123). Oyunun “Kemik” adı ile Uşak’ta oynanan şekli ise aşağıdaki gibidir:
“Oyunun dış sınırları oyuncularca belirlenir. Sonra ebe seçilir. Ebe sayışmaca ile seçilir veya gönüllü ebe olur. Ebe yerinden kıpırdamadan ona kadar dışından sesli sayar. Bu arada diğer oyuncular ebeden uzaklaşır. Ebe oyuncuları yakalamaya çalışır. Yakalanan oyuncu ebe olur. Ancak oyuncu kaçarken durup Kemik derse o oyuncu kilitlenmiş olur. Diğer oyunculardan birisi kilitlenen oyuncuya değince kilit açılır ve oyuncu hareket kazanır. Oyunculardan son oyuncudan öncekine kadar kemik diyebilir. Son oyuncu kemik diyemez. Kilitlenen oyuncular birbirine yakınsa çarpışarak kilit açabilirler” (Metin, 2008: 74).
Bingöl’de oynanan Ateş Kemik adlı oyun ise şu şekildedir:
“Bu oyun yörede dokuz kişiyle oynanmaktadır. Çocuklar sayışır, en sona kalan çocuk oyunun ilk ebesi olur. Ebe diğer çocukları kovalamaya başlar. Oyunculardan biri ebe tarafından yakalanmak üzereyse “kemik” diye bağırır ve olduğu yerde hiç kımıldamadan durur. Bir oyuncunun kemiklikten kurtulabilmesi için, ona ebeye yakalanmayan bir başka oyuncunun “ateş” diyerek eliyle dokunması gerekmektedir. Ebe bütün çocukları yakalar ya da “kemik” durumuna getirirse oyun sona erer. Yeni oyunun ebesini, eski ebe seçer” (Özdemir, 2006: 215).
Don ateş oyunu, çocukların pek çok beceri kazanmasını ve farklı alanlarda gelişimlerinin desteklenmesini sağlamaktadır. Bunların başında oyunun harekete dayalı olması sayesinde çocukların bedensel ve psikomotor gelişimine katkısı sayılabilir. Mehmet Güneş ve Hasan Güneş oyunun hareketlere çeviklik kazandırdığına ve büyük kas grubunu geliştirdiğine dikkat çekmişlerdir (2008: 263). Aslı Töret Büyükokutan ve Büşra Özdemir de ebenin oyuncuları kovalaması, oyuncuların kaçması durumunda çocukların fiziksel olarak aktiflik sağlayarak hareket yetkinliğini geliştirdiğine yer vermişlerdir. Ayrıca oyuncuların, arkadaşlarını hareketsizlik durumundan kurtarmak için onlara dokunmalarının empati duygusunun gelişmesine, takım duygusunun oluşmasına ve arkadaşlık ilişkilerinin pekişmesine de katkı sağladığına değinmişlerdir. Buna ek olarak oyuncuların ebe seçimi için kendi aralarında söyledikleri sayışmacalarla çocukların dili düzgün bir şekilde kullanabilmeyi öğrendiğini belirtmişlerdir (2021: 402). Don ateş oyunu, oyuncuların sosyal ve bilişsel beceriler geliştirmesine de katkı vermektedir. Oyuncuların iş birliği hâlinde hareket edebilme, kazanmayı veya kaybetmeyi kabullenebilme, dikkat toplayabilme ve problem çözebilme gibi farklı becerilerini de desteklemektedir. Ayrıca oyunun kültürel bağlamı dikkate alındığında, oyuncuların kültürel kimlik ve aidiyet duygularının güçlenmesini de sağlamaktadır.
Kaynaklar
Aydın, Selçuk. (2021). Oyun ve Oyuncak Kültürü. İstanbul: İlke Yayıncılık.
Başal, Handan Asûde. (2017). Geçmişten Günümüze Türkiye’de Geleneksel Çocuk Oyunları. Ankara: Nobel Yayınları.
Büyükokutan Töret, Aslı; Özdemir, Büşra. (2021). “Pozantı Geleneksel Çocuk Oyunlarının İşlevleri Üzerine”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 9.29, 394-407.
Doğan, Abdullah. (2013). Malatya Çocuk Oyunları. Malatya: Malatya Valiliği Malatya Kitaplığı Yayınları.
Elbas, Aziz (Ed.). (2014). Bursa Köylerinde Çocuk Oyunları ve Oyuncakları I. Bursa: Bursa Büyükşehir Belediyesi Yayınları.
Güneş, Mehmet; Güneş, Hasan (Derleyen). (2008). Öğretmen ve Öğrenciler İçin Yaşayan Çocuk Oyunları. Ankara: Anı Yayıncılık.
Meral, Ayşegül; Özkan, Recep. (2025). "Geleneksel Türk Çocuk Oyunlarının Toplumsal Cinsiyet Açısından İncelenmesi", Erciyes Akademi, 39.1, 305-324.
Metin, Murat (Derleyen). (2008). Yöremizdeki Çocuk Oyunları. Ed. Bünyamin Aydın. Uşak: Hermes Basımevi.
Özdamar, Fazıl. (2022). “Şambayadı Köyünde Derlenen Oyun Tekerlemeleri ve Çocuk Oyunlarının İşlevleri”, Folklor Akademi Dergisi, 5.1,114-140.
Özdemir, Nebi. (2006). Türk Çocuk Oyunları, Cilt 1, Ankara: Akçağ Yayınları.
Yücel, Serdar Ali; Gündoğdu, Cemal. (2012). İlköğretim ve Ortaöğretimde Geleneksel Çocuk Oyunları. Ankara: Nobel Yayınları.
Madde Yazarı
Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Safiye Baki Nalcıoğlu
Madde Editörleri
Dr. Meryem ÖZDEMİR & Araş. Gör. Kadirhan Özdemir
ISBN
978-625-99966-0-8