KızakÇevir
Kış mevsiminde, kar ya da buz üzerinde avlanmak amacıyla veya ulaşım aracı olarak kullanılan kızağın ilk olarak hangi yüzyılda ortaya çıktığı bilinmemektedir. Karda kaymanın tarihinin çok eskiye dayandığı belirtilse de (Pura 1992: 124) eğlence ve spor amacıyla kızağın kullanımının 18. yüzyılın ortalarından itibaren olduğu bilinmektedir (Eski 2004: 33, Tane 2022: 15). 1721 tarihli şer'iyye sicilinde yer alan kızakla ilgili bilgiler ise bu tarihe delil olarak gösterilmektedir (Eski 2004: 33). Geleneksel kızak sporu adını ağaçtan yapılan ve kar veya buz üzerinde kolaylıkla giden araçtan almaktadır. Günümüzde yaygın olarak kızak şeklinde adlandırılan bu spora tarih boyunca farklı isimler verilmiştir. Tanrı Dağı ve civarında yaşayan Türkler kızak anlamında çanak (sanak) kelimesini kullanmıştır (Togan 1939: 7). Hasan Eren Eski Kıpçakçada da kızak olarak geçen kelimenin Türkçe kaz- (~ kay-) kökünden geldiğine yer vermiştir. Dar bir alanda kızağa kaykı adı verildiğini ve ağızlarda ‘kızakla kaymak’ yerine kızanmak biçiminin de kullanıldığını ifade etmiştir. Yerel ağızlarda kayık (<: kay-) ~ gayık biçiminin de ‘kızak’ olarak geçtiğini belirtmiştir (URL 1). Örneğin Kastamonu’da da kızak yerine kayık kelimesi kullanılmaktadır. Cihan Tane de geleneksel kızağın Kastamonu’daki yerel adının ‘kayık’ olduğunu ifade etmiştir (2022: 16). Hasan Basri Öngel ise kızak sözcüğünün uygarlık tarihi için çok büyük önemi olduğunu vurgulamış ve yakın bir zamana kadar Slavca kökene sahip olduğu düşünülen kızağın, Türk boylarındaki kullanışlarına da bakarak Türkçe bir kelime olduğunu belirtmiştir. Türk boylarındaki kullanışlarını ise Altay ve Tilevutlar’da çanak, Çağatay ve Kaşgar şivelerinde sanak, Kuar ve Kumandı şivelerinde ise tsanak olarak açıklamıştır. Kazak Türkçesinde, Başkurtçada, Batı Sibirya Türklerinde çana, sana, tsana; Moğolcada tsana, Tanrı Dağı ve çevresinde yaşayan Türkler çanak (sanak) olarak kullanıldığına da yer vermiştir (2001: 91). Özbay Güven ise Osmanlı Türklerinde kayağa “İvik” denildiğini belirtmiştir (1992: 40). Tarama Sözlüğü'nde ivik, kızak olarak tanımlanmaktadır (URL 2). Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü’nde ise Koyulhisar-Sivas’ta kızak yerine kaykı kelimesinin kullanıldığına yer verilmiştir (URL 3).
Kızak, spor malzemesi olarak kullanılmadan çok daha önce av veya ulaşım aracı olarak kullanılmıştır. Kurthan Fişek kızak ve kayağın bir koldan coğrafya koşullarının zorlamasıyla belli bölgelerde salt taşıma-ulaşım aracı olarak geliştiğini, bir başka koldan ise benzetim yoluyla salt spor olarak geliştiğini ifade etmiştir. Taş, tunç ve demir dönemlerini kapsadığı için kayak ve kızak kullanımının tarihini coğrafi bölgelere ve kullanım nedenlerine göre değerlendirmiştir. Buna göre kayak ve kızağın kullanımını kutup altı bölgesi insanları için “taşıma ve ulaştırma”, Orta Asya insanları için “savaş”, dağlık Orta Avrupa ülkeleri insanları için de “ulaştırma ve spor aracı” olarak sınıflandırmıştır. Kazıbilim bulgularına göre üçüncü kullanım biçiminin ancak demir çağına girildikten sonra belirdiğini ifade etmiştir (1980: 17-18). Tarihin ilk sporlarının savunma-saldırı kökenli olduğunu belirten Fişek, daha sonra kayak ve kızağı da kapsayan taşıma-ulaştırma kökenli sporların ortaya çıktığını, en son ise takım sporlarının geliştiğini dile getirmiştir (1985: 9). İbrahim Yıldıran da erken devir kayak ve kızaklarının, spor amaçlı aletler olarak değil, iklim şartlarının insanları avcılıkta, taşımacılıkta ve uzun mesafeleri katetmekte kullanmak zorunda bıraktığı araçlar olarak görülmesi gerektiğine değinmiştir. Ayrıca kızakları ekonomik fonksiyonları olan araç-gereçler olarak nitelendirmiştir. Ancak, buz veya değişik özelliklerdeki kar örtüsü üzerinde avın yeterli hız ve dayanıklılıkta takibinin yüksek bir performans gerektirmesi nedeniyle kayma eyleminin çocuk ve genç yaşlarda öğrenilerek antrenmanlarla geliştirildiğine, özellikle çocukların kaymayı eğlenceli bir oyun olarak benimsediklerine dikkat çekmiştir (1996: 55-56). Özellikle kutup altı bölgelerde kızak, yaşamı kolaylaştırmak için ulaşım ve taşıma aracı olmuştur. Zaman geçtikçe daha çok gelişerek bir spor dalı olarak karşımıza çıkmıştır (Tane 2022: 15). Hasan Basri Öngel de karlı bölgelerin halkları için kızakların sadece bir ulaşım aracı değil, âdeta bir ev gibi, barınak gibi görev yaptığına yer vermiştir. Çünkü kızaklarda, kafileler hâlinde, aylarca yolculuk yapıldığı da görülmüştür. Bu yolculukların büyük aileler, hatta boylar hâlinde sürdürülmesi sebebiyle kızağın bir ev gibi olduğuna dikkat çekmiştir (2001: 92). Günümüzde geleneksel kızağın bir spor dalı olarak canlı bir şekilde sürdürüldüğü Kastamonu’da da kızağın ulaşım ve taşıma amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Tolga Eski de kış mevsiminde, karlı ve soğuk geçen bir iklim yapısına sahip olan Kastamonu’nun dağlık ve ormanlık köylerinde yaşayan insanların motorlu araçların yaygınlaşmasına kadar taşıma ve ulaşım amacı ile tekerlekli araçlar ve kızaklardan yararlandığını belirtmiştir. İnsanlara kolaylık sağlayan yük kızaklarının artık yörede pek sık kullanılmamakla birlikte parçalarına köylerin ev ve ambar kenarlarında rastlandığını belirtmiştir (Eski 2004: 31). Kastamonu İline bağlı Ağlı İlçesi’nin Sinan ve Kırlardere Mahalleleri, Bereketli ve Dana Köyleri, Azdavay İlçesi Çakıroğlu Köyü, Küre İlçesi Avşarimam, Avşargüney ve Belören Köylerinde doğal şartlara bağlı olarak yapılan kayık yarışlarının erken yaşlarda başlanan, zamanla gelişerek spor etkinliğine dönüşen faaliyetlerin başlangıcı olarak görülebileceğine yer vermiştir (Eski 2004: 32). Kızak sporu zamanla değişik formlarda pek çok ülkede farklı yarışma stillerine dönüşerek gerçekleştirilmektedir. Türk toplumlarında ise yarışma şeklinde sürdürülmekte ve Anadolu’nun pek çok bölgesinde kış aylarında çeşitli kızak yarışları yapılmaktadır (Karahüseyinoğlu 2007: 84). Bu yarışlara örnek olarak Kastamonu’da sırt üstü, Erzurum’da yüz üstü uzanılarak yapılan geleneksel kızak yarışları verilebilir (URL 4). Bu örneklere Kahramanmaraş, Artvin, Kayseri ve Bursa gibi illerde de gerçekleştirilen geleneksel kızak yarışları da eklenebilir.
Geleneksel kızak genellikle tek ya da iki kişi taşıma kapasitesine sahip, kar veya buz gibi zeminlerde ulaşım ve taşımayı sağlayan, eğlence ya da spor faaliyetleri amacıyla kullanılan araçtır. Altında iki uzun kaydırağı bulunan kızak, sırt üstü uzanılarak kaymayı ya da iki kişinin arka arkaya oturması ile ulaşımını sağlamaktadır (Tane 2022: 15). Yarış kayıklarının yapımında, Kastamonu ve çevresindeki ormanlarından sağlanan ağaç malzemeler kullanılmaktadır. Kayıkların, ayakları yabanî erik ağacının özünden, kayık tahtası çam ağacından, kayık bağları ve eşikleri ise meşe ağacından yapılmaktadır. Mevcut kayıkların boyları 120-160 santimetre, enleri 16-17 santimetre, yükseklikleri 7-10 santimetre, ağırlıkları ise 4-5 kilogram arasında değişmektedir. Kayık taşı kullanılarak ayakların altına şekil verilmektedir. Ayrıca, ayak altlarına ısıtılan çam sakızı yedirilmekte ve çene kemiği sürtülerek sertlik kazandırılmaktadır (Eski 2004: i-ii). Kayık parçaları bir çift ayak, üç bağ ve kayık tahtasından oluşmaktadır. Kayık ayaklarına önce bağlar takılarak kayık iskeleti oluşturulmaktadır. Daha sonra bu iskelete kayık tahtası yerleştirilmektedir. Kayık ayaklarına “tay”, “teke”, “tefe” gibi isimler verilmektedir. Yabanî erik ağacının özünden yapılan ayaklar reçine ile yakıldığı için koyu bir renk almaktadır. Kayık ayağında kullanılan ağacın sertliği ve düzgün oluşu kayığın da kalitesini etkilemektedir (Eski 2004: 40). Cihan Tane geleneksel kızağın üzerine hiçbir madde çakılamayacağını veya ilave edilemeyeceğini, sadece kaymayı hızlandıracak maddelerin sürülebileceğini belirtmiştir (Tane 2022: 16). Ayrıca kızağın şu teknik özelliklerine yer vermiştir: “Kızakların geçmişten güzümüze 400-600 yıllık bir geçmişi vardır. Kastamonu bölgesi Küre ve Ağlı ilçelerinde 250 yıllık kızaklar bulunmaktadır. Kızaklar hem kullanılan malzemeden hem de yapımındaki işçilikten günümüze kadar saflığını ve sağlamlığını korumuştur. Kızakların yapımında kullanılan yabani erik, çam ve meşe ağaçları Kastamonu ve çevresindeki bölgede bulunmaktadır. Genel olarak yabani erik ağacından imal edilmektedir. Yabani erik ağacı çok sert bir dokuya sahip olduğu için sürtünmede çok zor aşınmaktadır. Geleneksel usuller ile yağ ve reçine yedirerek malzemenin daha dayanıklı olması sağlanmaktadır. Kesilen yabani erik ağacı bir müddet bekletilerek kuruması sağlanmaktır. Ağaçların çatlamasını önlemek için bezir yağı sürülebilir” (Tane 2022: 16). Geleneksel kızaklar, bu kızakları üreten ustalarına veya diğer kızaklardan ayrılan renk, ölçü ya da kullanım biçimleri gibi teknik özelliklerine göre farklı adlar almaktadır. Buna ek olarak Tolga Eski bazı ustaların kayıklara kendi motiflerini de işlediğine dikkat çekmiştir (Eski 2004: 40). Kayıklar yarış kayığı, don kayığı, yedek kayık gibi teknik özelliklerini yansıtan isimleri yanında, Sarıkayık, Canlıca, Cansız, Kulaksız, Fermansuz, Kocakayık, Karayılan, Sakız Kayığı, Topuz Kayığı gibi nitel ve nicel özelliklerini vurgulayan özel isimler de almaktadır (Eski 2004: ii). Cihan Tane bu türleri şu şekilde örneklendirmiştir:
“Canlıca: Canlıca isimli kızak 123 cm boyunda, 17 cm eninde, 4,3 kg ağırlığındadır. Ayakları yabani erik ağacının özünden yapılmıştır. Cansız: Cansız isimli kızak 132 cm boyunda, 15,5 cm ağırlığı, 4,3 kg’dır. Fermansız: 141 cm boyunda, 16 cm eninde, 4,3 kg ağırlığındadır. Hacıset: 136 cm boyunda, 16 cm eninde, 3,5 kg ağırlığındadır. Karakayık(Cemal Şahin): 129 cm boyunda, 16,2 eninde, 4,5 kg ağırlığındadır. Karakayık (Niyazi Ören): 148 cm boyunda, 15,5 eninde, 3,650 kg ağırlığındadır (Tane 2022: 17). Karayılan: koyu rengi olduğu ve kayması yılana benzediği için karayılan denilmektedir 134 cm boyu ’da 17 cm enindedir. Kocakayık: 162,5 boyunda, 15,8 cm eninde, 4,2 kg ağırlığındadır. Diğerlerinden büyük olduğu için koca kayık denmektedir ve ortalama 150 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Kulaksız:143 cm boyunda, 15,5 cm eninde, 4 kg ağırlığındadır. Sakız kayağı: 132 cm boyunda, 15,8 eninde, 4,3 ağırlığında alt parçası sakız ağacından ve üst parçası erik ağacından yapılmıştır. Sarıkayık (Lütfullah Yanıkkaya): 163,55 boyunda, 15 cm eninde, 4,015 kg ağırlığındadır. Kocakayık ile birlikte tespit edilen iki uzun kızaktan biridir. Sarıkayık (Ragmi Çullu): 138 cm boyunda, 16,5 eninde, 3,75 kg ağırlığındadır. Topuz kayağı: 122,5 cm boyunda, 16,5 cm eninde, 4,3 kg ağırlığındadır Yanımalaklı: 131 cm boyunda, 17 cm eninde, 4,35 kg ağırlığındadır” (Tane 2022: 18).
Geleneksel kızak sporunda malzeme olarak yalnızca ağaçtan üretilmiş kızak kullanılmaktadır. Kızak, düz ve dar iki ayağa sahip tekerleksiz araçtır (2005: 34). Geleneksel kızak yabani erik ağacı veya buzda kaymaya müsait sertlik ve ağırlıkta ağaçlardan imal edilen boyu 125 santimetreden kısa 150 santimetreden uzun olmayan; genişliği dıştan 20 santimetre içten 16 santimetre; yüksekliği 10 santimetreden fazla olmayan, tek ray genişliği 5 santimetre oval olan altına ahşap dışı hiçbir madde çakılamayan veya ilave edilemeyen ancak kaymayı hızlandıracak maddeler sürülebilen aleti ifade etmektedir (URL 5). Yabanî erik ağacı, dokusunun çok sert olması ve sürtünmede çok zor aşınması nedeniyle tercih edilmektedir. Aynı zamanda dokularına geleneksel usuller ile yağ ve reçine de yedirilebilmektedir. Böylece ağacın yıpranması önlenmekte, kayma hızı ve dayanıklılığı daha da artmaktadır. Kayık ayaklarının yapımında kullanılan erik ağacının özünü bulmak son yıllarda hayli güç olmaktadır. Bunun sebebi erik ağaçlarının odun yapmak amacı ile kesilmesidir (Eski 2004: 40). Bu şekli ile geleneksel kızak uluslararası yarışma niteliği kazanmış luge ve çift kişilik bob kızağına benzemektedir (Tane 2022: 16). Günümüzde gündelik hayatta da farklı kızakların kullanıldığı ve özellikle çocukların eğlence amacıyla bu kızakları kullandıkları bilinmektedir. Tolga Eski Kastamonu ili Ağlı İlçesi’ne bağlı Sinan ve Kırlardere Mahalleleri ile Bereketli ve Dana Köyleri, Küre İlçesi’ne bağlı Avşarimam ve Avşargüney Köylerinde rastlanan çocuk kayıklarından hareketle bu durumu örneklendirmiştir. Bu kızakların Kastamonu’nun diğer yörelerinde bulunan kayıklardan farklı olduğunu gözlemlemiş ve yarış kayıkları ile benzerlik gösterdiğine yer vermiştir. Ancak yarış kayıklarına göre ebatlarının farklı olup basit olarak yapıldığını, önlerine ip veya ağaç bağlanarak köy içlerinde hafif yükleri taşımak için de kullanılabildiğini belirtmiştir. Yarış kayıklarından esinlenilerek yapıldığı tahmin edilen küçük kayıklar sayesinde çocukların iklim şartlarını değerlendirerek oyun ve eğlence imkânı yarattıklarını, aynı zamanda erken yaşlardan itibaren kayık sporuna başladıklarını ifade etmiştir (Eski 2004: 32). Diğer yandan yarışlarda kızağı korumak amacıyla da bazı uygulamalar yapılmaktadır. Bunların başında kızağın ayaklarının altına kayık yolundaki sürtünmeden ve buz parçalarından zarar görmemesi için yöre insanlarının geliştirdiği, melhem (merhem) adı verilen bir macunun sürülmesi gelmektedir. Merhemin yapımında; çam sakızı, bal mumu, köknar sakızı, mis, keçi donyağı, tereyağı, zeytinyağı, bezir yağı ve sabun, kişilere göre değişik şekillerde kullanılmaktadır. Yapımı ustalık isteyen bu karışım, bir kapta eritilip koyu kıvama gelinceye kadar ısıtılarak imal edilmektedir. Kıvamında olan bir merhemin, sürüldüğü iki parmak açıldığında 10 cm kadar uzaması gerektiği ifade edilmektedir. Hazırlanan merhem, avuç içi ile ovulup ısıtılarak yarış öncesinde kayığın ayaklarına sürülmelidir. Kayık 2-3 kez kaydıktan sonra merhemin sürülmesi tekrarlanmalıdır. Yağ ve reçine içeren bu merhem, kayığın su almasını ve çürümesini de engellemektedir” (Eski 2004: 43).
Geleneksel kızak sporu, genel olarak kızak adıyla anılmakta olup Kastamonu’da ‘kayık’ adıyla kullanılmaktadır. Ancak Tolga Eski bu iki kelime arasında fark bulunduğuna, Kastamonu’da kızağın kışın genelde hayvanları çekmeye, yük taşımaya yarayan, kayıktan daha büyük kayma aracı anlamında kullanıldığına dikkat çekmiştir (2004: 34). Geleneksel kızak kar veya buz üzerinde kaymaya dayalı bir spor dalı olduğu için kış mevsiminde ve açık havada gerçekleştirilir. Kızak üzerinde yalnızca bir kişi kayar. Yarışlar sabah erken saatlerde başlar. Hikmet Haberal bunun sebebini güneş ışınlarının karı eritmemesi için buz tutmuş zeminde kayılmasının hedeflenmesi olarak açıklamıştır (2023: 3717). Kastamonu’daki kızak yarışlarında sporcular kızağa ayaklarını uzatarak sırtüstü yatırılır, ellerini diz hizasına çekerek yarışma boyunca hareket etmez (Tane 2022: 16). Tolga Eski Kastamonu’da yapılan geleneksel kızak yarışları ile ilgili şu bilgilere yer vermiştir: “Üzerinde kayık yarışlarının yapıldığı “Kayık yolu”, yarışmalardan bir gün önce hazırlanmaktadır. Başlangıç, iniş, çıkış ve bitiş bölümleri bulunan yol; araziye uygun iki paralel iz şeklinde tüysüz çarık giyilen ayakların dış kenarları ile sıkıştırılarak yapılmaktadır. Bu çalışma için şubat ayı en uygun zamandır. Kar kalınlığı en az 25-30 santimetre yükseklikte olmalıdır. 2000 yılından sonra kayık yarışı yapılan yollardan Sinan Mahallesi’ndeki (Çayyüzü) ve Bereketli Köyü’ndeki (Gökgöl Deresi) 213 metre, Belören Köyü’ndeki (Dibek Pınarı) 181 metre olarak ölçülmüştür. Bu yollardan ayrı olarak, eski yıllarda kullanıldığı bilinen yedi kayık yolu daha tespit edilmiştir. Yarışlarda kayığa binen sporculara “binici” adı verilmektedir. Binicilik; teknik beceri, cesaret ve performans gerektirmektedir. Eski binicilerin ağırlıklarını artırmak amacı ile zincir veya kurşun kullandıkları, özel bir kıyafet olmamakla birlikte, hız kesmeyen dar paçalı pantolon giydikleri anlaşılmaktadır. Özel yarışlarda sözü geçen, yaşlı kişiler hakemlik yapmakta ve derecelerin belirlenmesinde zaman değil, kayılabilen mesafe esas alınmaktadır. Yarış birincilerine koç, dana, para, altın ve kayık gibi maddi ödüller verilebilmekle birlikte kayıklar ya da yöreler arası rekabetin büyüklüğü nedeni ile ödülün manevi değeri önem kazanmaktadır” (Eski 2004: ii). Ağlı kızak yarışlarında da yarış pisti çarık denen ayakkabılar ile hazırlanmakta ve yarış iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama kayığın hız yapması için gerekli iniş bölümü, ikinci aşama ise kazananın belirlenmesi için gerekli çıkış bölümüdür. İniş bölümünden en hızlı şekilde inerek ikinci aşamada en yükseğe çıkan kayık birinci olmaktadır. Birincilere boğa veya dana hediye verilmektedir (Aydoğdu 2018: 68). Cihan Tane ise geleneksel kızak yarışların 2002 yılından önce Kastamonu’nun Küre ilçesi Belören köyünde ve Ağlı ilçesinde festival havasında yapılmakta olduğuna dikkat çekmiştir (2022: 22). Bu yönden 2002 yılından önce gerçekleştirilen yarışların oyun ve eğlence işlevlerinin daha ön planda olduğu söylenebilir.
Geleneksel kızak, 2002 yılında bir spor dalı olarak Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’na bağlanmıştır. Bu bakımdan geleneksel kızak yarışmalarının müsabaka alanı, düzeni, kuralları ve katılım şartları da 9 Temmuz 2002 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan “Kızak Sporu Yarışma Yönetmeliği” ile belirlenmiştir (URL 6). 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen yarışlarda bu kurallar uygulanmaya başlamıştır. Lisanslı sporcu ve hakemlerin yer aldığı ilk resmî yarışma ise Belören Köyü’nde 2003 yılında gerçekleştirilmiştir (Eski 2004: iii). Geleneksel Kızak Müsabaka Talimatı’na göre geleneksel kızak müsabakalarının yapılacağı alana pist adı verilmektedir. Pist, uygun eğime ve mesafeye sahip olmalıdır. Alan makinelerle veya çarıklarla ya da uygun malzeme ile çiğnenerek veya sıkıştırılarak oluşturulmalı, sonrasında su dökülerek buz hâline getirilmelidir. Pistlerin uzunluğu en az 50 metre en fazla 250 metre, pist genişliği en az 1 metre, kızak yolu genişliği 25 santimetre olan düzgün bir zeminde yapılmalıdır. Yarışmalarda en uzağa kayan sporcu birinci olur. Ayrıca uzağa kayma eğimi uygun olmayan zeminlerde, yukarıdan aşağıya en az 50 metre çok 250 metrelik bir kayma mesafesi olan pistlerde yapılacak müsabakalarda, bitişe ulaşanlar için kronometre ile zaman tespiti yapılarak dereceleri verilir (URL 5). Bu bağlamda yarışlar uzaklık mesafesine veya kronometre sonuçlarına göre değerlendirilir. Bu sporun kuralları ise şu şekilde belirlenmiştir: “Her sporcunun bir deneme kayışı hakkı olup, isterse bu hakkını kullanır. İsterse doğrudan yarışma kayışını yapar. Kaymadan önce hangi türde kayacağını başhakeme sözlü olarak bildirir. Bir sporcunun iki defa kayma hakkı vardır. İsterse bu hakkın ikisini de kullanır. Kızak sporcuları pist başında iki tarafa çakılı kazıklardan elleriyle hız alıp hareket ettikten sonra iniş başlamadan iki tarafa hazırlanan kar topaklarına en fazla 2 metrelik mesafede ellerini vurarak hız alabilir ya da vurmadan yarışa devam edebilir. Hızlandıktan sonra sporcu kızağa sırt üstü yatarak rüzgârdan en az etkilenecek şekilde bacaklarını birbirinin üzerine koyacak şekilde uzatır ve pantolonunu diz üzerinden tutarak yarışa devam eder. Hızlandıktan sonra sporcu bitişe varıncaya kadar elleri veya ayakları ile hız artırıcı hareketler yapamaz, ayaklarını yukarıya kaldırarak yarışmaya devam edemez. Sporcu bitiriş noktasında kızaktan inerken kalçası ile kızağı ileri iterse kural ihlali yapmış olur ve kayışı geçersiz sayılır” (URL 5). Sporcular kadınlar ve erkekler olmak üzere iki ayrı grupta ve 8-13 yaş ve aşağısı, 14-15 yaş,16-17 yaş, 18-25 yaş ve 26-50 yaş olmak üzere beş ayrı yaş kategorisinde yarışmaktadır (URL 5). Kastamonu, Erzurum, Kayseri gibi illerde her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen Geleneksel Kızak Müsabakalarının dışında da geleneksel kızakla kayma veya yarışma geleneği, eğlence ve oyun amaçlı başta çocuklar olmak üzere, bölge halkı tarafından canlı bir şekilde sürdürülmektedir. Geleneksel kızağın, Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’na bağlı bir branş hâline gelmesi ise hem bu sporun yaygınlaşmasına ve bu alanda daha fazla sporcu yetişmesine hem de müsabakaların düzenli şekilde gerçekleştirilmesine ve görünürlüğünün artırılmasına katkı vermektedir.
Geleneksel kızak sporu, çocuklar ve gençler başta olmak üzere sporcuların pek çok farklı kazanım elde etmesini ve beceri geliştirmesini sağlamaktadır. Bunların başında sporcunun kar veya buz üstünde kızağa hâkim olması ile fiziksel gelişiminin desteklenmesi ve denge ve koordinasyon becerilerinin geliştirilmesi sayılabilir. İbrahim Yıldıran kayak ve benzeri araçlarla yapılan faaliyetlerin, avın uzun mesafelerde kovalanmasıyla dayanıklılığı, değişik doğal engellerin asılmasıyla çabukluk, çeviklik, denge ve koordinasyon gibi temel motorik özellikleri ve hareket becerilerini geliştirdiği düşünülürse, insan vücudunun gelişimi açısından ulaşılan noktanın, günümüzde sportif amaçla yapılan kayaktan beklenenle aynı olduğuna yer vermiştir (Yıldıran 1996: 55). Bunun yanı sıra kızak sporunun kuşaklararası aktarımla öğrenilmesi, özellikle çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemektedir. Çevreleriyle kültürel paylaşımda bulunmalarına ve kimlik ve aidiyet duygularının güçlenmesine katkı vermektedir. Diğer yandan da kazanmayı ve kaybetmeyi veya mücadele etmeyi öğrenmelerini sağlamaktadır. Bu sporun mevsimsel bir döngüye bağlı olması ise doğayı tanımalarını ve koruma bilincinin oluşmasını desteklemektedir. Son olarak geleneksel kızağın zanaatkârlığa dayalı üretimi ve bir spor dalı olarak doğa ve insan uyumunu yansıtan yönü, bu sporun kültürel bağlamını yansıtmakta ve sürecin bir bütün olarak korunması konusunda farkındalık yaratmaktadır.
Kaynaklar
“Kızak”, Morpa Spor Ansiklopedisi. İstanbul: Morpa Kültür Yayınları, Cilt 4, 2005: 34.
Aydoğdu, Aydoğan. Kastamonu Örneğiyle Kırsal Turizm, Ankara: Detay yayıncılık, 2018.
Eski, Tolga. Kastamonu Yöresi Geleneksel Kayık (Kızak) Sporunun Materyal-Teknik ve Uygulama Bakımından İncelenmesi. Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Ana Bilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2004.
Fişek, Kurthan. 100 Soruda Türkiye Spor Tarihi. İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1985.
Fişek, Kurthan. Devlet Politikası ve Toplumsal Yapıyla İlişkileri Açısından Spor Yönetimi. Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1980.
Güven, Özbay. Türklerde Spor Kültürü. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, 1992.
Haberal, Hikmet. “Somut Kültürel Miraslarımızın Sürdürülmesinde Geleneksel Kış Sporlarının Önemi: Kastamonu Ağlı Kızak (Kayık) Yarışları Örneği”, Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 2023, 11 (4), 3712-3729.
Karahüseyinoğlu, Mehmet Fatih. Küreselleşme ve Geleneksel Türk Sporları. Marmara Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, 2007.
Öngel, Hasan Basri. Türk Kültür Tarihinde Spor. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2001.
Pura, Fuad. “Kayak Sporu ve Tarihi”, Türk Spor Kurumu Dergisi (1936-1938) Seçilmiş Spor Makaleleri. Yay. Haz. Suat Karaküçük. Ankara, 1992: 123-139.
Tane, Cihan. Geleneksel Kızak Sporunun Turizme Kazandırılması. Kastamonu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Turizm İşletmeciliği Ana Bilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2022.
Togan, Zeki Velidi. “Eski Türklerde Kayakçılık”. Askerî Mecmua, Sayı: 115, 1939.
Yıldıran, İbrahim. “Uygulama Nedenleri ve Fonksiyonları Bakımından Türk Kültürünün Erken Devirlerinde Bazı Sportif Aktivitelerin Görünümü”, Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi 1 (2), 1996: 47-57.
URL 1: Eren, Hasan. Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, https://sozluk.gov.tr/, Erişim Tarihi: 20.09.2025.
URL 2: https://sozluk.gov.tr/, Tarama Sözlüğü, Erişim Tarihi: 20.09.2025.
URL 3: https://sozluk.gov.tr/, Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, Erişim Tarihi: 20.09.2025.
URL 4: https://www.gsdf.gov.tr/tr/spor/geleneksel-kizak, Erişim Tarihi: 21.09.2025.
URL 5: https://www.gsdf.gov.tr/uploads/default/reports/ce9a774d117cccdac38e09d5309b79d5.pdf, Erişim Tarihi: 22.09.2025.
URL 6: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2002/07/20020709.htm#11, Erişim Tarihi: 22.09.2025.
Madde Yazarı
Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Safiye Baki Nalcıoğlu
Madde Editörleri
Dr. Meryem ÖZDEMİR & Araş. Gör. Kadirhan Özdemir
ISBN
978-625-99966-0-8